İyi insanlar Kötü Alışkanlıklara Sahip Olursa Ne Olur?

bad habit-3Geçenlerde Kantitatifçi ile sohbet ederken bir arkadaşımla yaşadığım hastane deneyimimi aktardım. O bir an durdu ve “Türkiye iyi insanların kötü alışkanlıklara sahip olduğu yegane ülkedir!!” dedi.  Nedenini sorduğumda “düşün bakalım” dedi. Ben de düşündüm ve buldum 🙂 Toplumumuzla ilgili aslında hepimizin bildiği, ancak söze dökülmeyen ve asla yazılmayan şifreler olduğunu farkettim ve bunları paylaşmak istedim.  Top 10 dediğime bakmayın, elbette bunların sıralaması konuya göre değişir ve sayısı da ne yazık ki 10 ile sınırlı değildir.

Kötü Alışkanlıklar Şifreleri Top #10 

Geçenlerde bir arkadaşımla İstanbul Anadolu yakasında bulunan bir araştırma hastanesinde saat 9:00’a alınmış internet randevumuzun kaydı için saat 8:15’de vardık. Beklerken sekreter hanım randevu saatinin değil kendisinin verdiği sıra numarasının geçerli olduğunu ifade ederek bizi yeniden sıraya dizdi, biz 9 numara idik.

#1: Randevu saati verilir ama esas randevu taraflardan birinin isteğine göre uyarı olmaksızın  değişebilir.

Beklemeye başladık. Bu arada herkes birbirine sıra numarasını soruyor, kim kimden sonra doktorun yanına girecek.

#2: Birbirimize güvenirmiş gibi yaparız, ama asla güvenmeyiz. Çünkü biliriz ki her an herşey olabilir. Güven dediğin şey bir kuş gibidir anında pırrr uçabilir.. 

Beklerken resmi üniformalı bir kişi sekreterin yanına yaklaştı, hafif mütevazı gibi görünen gülümseyen bir tavırla birşeyler söyledi ve numara aldı. O esnada öğreniyoruz ki sıra numarası 14. Koridorda hızlı hızlı gidip gelmeler, saate bakmalar, yüksek sesle telefonla konuşmalar.. Arkadaşım dedi ki “bak dikkat et adam araya kaynak yapacak” “Nasıl yani?” demeye kalmadan adam doktorun yanına alındı. Sekreterin  yanına yaklaşıp neden o hastanın hemen alındığını sordum. Aldığım yanıt o hastanın acil bir kemoterapi hastası olduğu ve önceliği olduğu idi. Elbette bu durumda sakinleştim, zaten aksi kabul edilemez. Ama bu arada farkediyorum ki bu kurallar bizim genlerimize işlemiş çünkü zihnim #2’ye ait sinyaller almaya başladı!!

#3: Toplumumuzda şevkat ve acıma duygumuz yüksektir, hemen empati yapar ve yardımcı oluruz . Bu sebeple gerektiğinde bunu kullan. Her daim işler, hiiç şaşmaz. 

Bu arada neredeyse 3 saattir bekliyoruz, çünkü öğle tatili yaklaşıyor. Hastalar arasında ya öğleden sonraya kalırsak telaşı ve homurdanmaları başladı çünkü saat 11:30’a yaklaştı.

#4: Mesaiye geç başlanabilir ama asla yemek saatine geç çıkılamaz. Tepki gösteren olursa –ki genelde olmaz- hemen #3 bu sefer doktor, görevli vb. için devreye girer.

İçeri giren resmi üniformalı bey nihayet odadan çıktı. Yaptırması gereken kayıt için sekreter hanımın yanına geldi. Bulunduğumuz odanın boyutları herkesin her konuştuğunu duymasına imkan verecek boyutta olduğu için duyduk ki hasta gerçekten kemoterapi hastası değil, ilk defa muayene olmaya gelen bir hasta imiş. Bunu duyunca arkadaşım kolumdan tuttu ve sakin olmamı rica etti.

#5: Bir görevliyi uyarır, ya da gereksiz soru sorarsan bedeline katlanırsın. Doktor, görevli sana kötü davranabilir.Bu sebeple herşeyi sineye çekmelisin. Yoksa mazallah askerliğin yanması gibi sıran yanabilir.

Ben kendimi daha fazla tutamayarak sekreterin yanına yaklaştım ve neden gerçeği söylemediğini sordum ( Dikkat! burada #5 devreye girmesin diye temkinli davrandım ve NEDEN YALAN SÖYLEDİNİZ demedim). Sekreter hanım gayet tatlı gülümseyerek kendisinin bir sorumluluğu olmadığını, doktorun tanıdığı olduğunu ve doktorun emirlerine uymak zorunda olduğunu belirtti.

#6: Bir görevli işine geldiğinde sorumluluğu üstlerine yükleme hakkında sahiptir. İsterseniz gidin yöneticisine  hesap sorun. (Not:  5 numaralı şifreyi unutmayın )

3 saatlik beklemenin ardından doktorun yanına vardığımızda, doktor kafasını kaldırmadan arkadaşıma sordu. Neden geldin?

#7: Bir görevli, doktor vb. sana  otoriter bir ses tonu kullandığında çok detaya girme çabucak derdini anlat görevliyi meşgul etme.Yoksa azarı işitirsin.

Arkadaşım otuz küsur senedir bu ülkede yaşayan ve genlerinde şifreler yazılı olduğundan 7 numaralı şifreyi yerine getirmek için bir çırpıda derdini anlattı. Doktor “..ne yani bunun için mi geldin? Dahiliye doktorun çözemedi de mi seni buraya yolladı?” dedi. Bu esnada hem bir başka hekimi hem hastayı bir kalemde harcayıverdi.

#8: Bir doktor, bir kuaför, bir danışman, bir memur, bir sekreter görevi ne olursa olsun aynı meslekten olan bir başka kişiyi asla beğenmez, takdir etmez . Hatta beğenmediğini, onaylamadığını açıkça belli eder ki sen onun en iyisi olduğunu düşün.

Arkadaşım yine bir çırpıda sorununun uzun yıllardır devam ettiğini, yıllar içinde hangi tetkiklerin yapıldığını, düzenli olarak kullandığı ilaçları belirtti. Doktor gururla kafasını kaldırdı ve arkadaşıma döndü “..sen o ilaçları düzenli kullanmıyorsundur, o yüzden bu sıkıntın. Düzenli kullansan olmaz..” diye  bir de bilgi verdi. Elbette ki arkadaşımın “..ama ben ilaçlarımı düzenli kullanıyorum..” cümlesi doktorun varsayım cümleleri arasında kayboldu gitti.

#9: Bir doktor hastalığın ya da tedavinle ilgili senin ne yapıp yapmadığın konusunu her daim senden daha iyi bilirler ve mutlaka bir varsayımları vardır. Ama asla o varsayımı test etmek için soru sormazlar. . Böyle bir durumda asla karşı koymaJ

Arkadaşımın eline bir kağıt tutuşturdu ve “..aslında incelemeye gerek yok ama onlar karar versinler..” dedi.

#10: Bir görevli ya da doktor bir işi çözemedikleri zaman ya psikolojiye bağlarlar ya da aslında çok da güvenmedikleri farklı meslektaşlarına yönlendirirler.

Odadan çıktık,  birbirimize baktık, arkadaşım kağıdı buruşturup çöpe attı..

Çok mu umutsuz geldi yazdıklarım? Lütfen bana yanıldığımı, yaşadığımın münferit bir olay olduğunu, kötü alışkanlıklara sahip olmadığımızı, sizlerin böyle durumlarla hiç karşılaşmadığını söyleyin. Etrafınıza bakın herkes sorumluluk sahibi, herkes iyi, herkes saygılı, herkes temiz, hepimiz çok İYİYİZ… Peki kötü alışkanlıklara sahip olanlar kimler???