Pisman Olmadan…

Pisman olmadan

Uzun bir aradan sonra tekrar yazmak güzel…… Son yazımdan buyana hem araştırma çalışmalarım ve bazı alanlardaki insani yardım faaliyetlerim şimdilik seyrelmiş durumda! Artık yazabilirim….

Çoğumuzun hayatında “mutlak” diye bildiklerimiz, bazen “yeni” etkilerle bozularak mutlak tanımımızdan çıkar, bizi şaşırtır ve hayal kırıklığına uğratır! Böyle durumların sıklığı, yeni dünya dinamikleri ile  arttığı söylenebilir. Gelin önce “mutlaklık mekaniğine” bakalım: Merak etmeyin quantum mekaniğine girmeden günlük hayatımızdaki  mutlaklık tanımımızın zeminini nasıl hazırladığımıza bakalım.

Herhangi bir zaman aralığında  “tekrarlanan sonuçlar” arasındaki değişimin olamaması yada “göz ardı” edilebilecek kadar az olması varsayımlarımızın gerçek olduğu çıkarımını güçlendirir. Yani, bir yıl boyunca otobüs durağında beklediğimiz 212 nolu otobüs (örnek), belirtilen zamanda yada +5 /-5 dakika zaman aralığında gelmeye devam ediyorsa;

1. Otobüs mutlaka  gelecektir,

2. Otobüs durağına belirtilen tarife zamanından 5 dakika önce gelinmeli (çünkü ne olur ne olmaz otobüs 5 dakika erken gelebiliyor,)

3. 12 ay boyunca yamur, kar dinlemeden otobüs geldiyse ve tarife zamanına göre hala otobüs gelmedi ise 5 dakika sonra “mutlaka” gelecektir!

Bu durum mutlak bir kalıp olarak kafamıza yerleşmiştir. Hatta bu kalıbı 212 numaralı otobüsü  soran herkesle paylaşırız. Yani bu kalıbı başkalarına transfer edebiliriz…

Bu kalıbımızı destekleyen dolaylı değişkenlerle besleyerek güçlendiririz, ne gibi (örnek); oturduğumuz mahalle 50 yıllık mahalle, hep aynı kişilerle durakta bekliyoruz….

Ertesi gün tekrar durağa gidiyorsunuz ve otobüsünüz gelmiyor, bekliyorsunuz 313 geliyor,  414 …515…. 212 ortalarda yok!… Endişe paniğe, panik kızgınlığa, kızgınlık çaresizliğe dönüşüyor. 212 hala ortalarda yok. 15 dakika,  30 dakika, 1 saat… İşe geç kaldığına mı, yoksa uzun süre beklediğine mi yan… “..bir dakika bu 212 niye gelmedi yahu…” ikinci gün aynı, …

Ve detayları görmeye başlarsın; “…bir dakika karşı apartmandaki Adem, Hale, Arif  313’e, komşunun oğlu ve kızı, elektrikçi Cafer, Tamer ve eşi, Can 414’e biniyorlarmış…. bir dakikaaaa;  yaşlı bir adam vardı, benimle aynı otobüse binen…o nerede?… Bir kaç gündür göremiyorum…”  Yıllardır, gazetene veya “akıllı” cep telefonuna gömülmüş, 212 no lu otobüsün geleceğinden emin, mutlak kalıbıyla yaşarken… ne oldu birden…

212 nolu otobüse ne olabileceği konusunda simülasyonu size bırakıyorum. Belki, yeterli yolcusu olmadığından seferden çıkarıldı… Belki yeni bir yerleşim bölgesinde daha fazla yolcu olması nedeniyle güzergahı kaydırıldı ve eski güzergahdaki yolcular 313 no ile aktarma yaparak 212 ye binebilecekler… bilemem…

Önceki yazılarımda da vurgulamaya çalıştığım gibi gözlem ve data hayatın vazgeçilmezleridir…Tabii yaşadığınız hayatı bilinçle yaşamak isterseniz… Ancak “genel” gözlem ve data “genellenmiş” bir model içerisinde kullanılırsa, 212 no lu otobüsün akıbetini hala sorguluyor durumuna düşebilirsiniz. Amaç burda 212 nin akıbetinden çok sizin işinize zamanında gitmenizi sağlıyacak bir modeli canlı tutabilmekte. Yani data ve gözlem kendi kullanım objektifinize göre modellenmesi, amacınıza ulaşmakta birincil belirleyicilerdendir. 212 nin akıbeti ikincildir.

….Gelin bu konuya aynı vurguyu yapan, başka bir yaşam örneği seyredelim:(iyi kahkahalar…Türkçe tercümesini istiyorsanız lütfen yazın, özetlemeye çalışayım.)

 

 

Bu örnekler özel hayatta oluyor da iş hayatımızda olmuyor mu? Sakın “…iş hayatı farklıdır…” demeyin!

Her işlenmiş data (sayısal ve/veya sözel), güvenirliği kanıtlandığı (!!) sürece “HERKES” tarafından ilgi alanı kapsamında  kullanılabilir, ama “HERKES”. Yani… İngilizcesi : “one size fit all”…. Tek bir beden herkese uyar. HAYIR UYMAZ… Günlük hayatımızda, bunu her gün deneyimleriz… Kendimize şu soruyu sormamız gerekir; “…bu genel data, diğerleri tarafından da karar alma mekanizmalarında kullanılıyorsa, benim stratejik kararlarım ne kadar bana özel olabilir?…”… O zamanda şu devreye girebilir; “ ben daha zekiyim,… daha yetenekliyim…daha fazla kaynağım var… ben daha…daha…” HAYIR SENIN HİÇ BİR FARKIN YOK!!!.. Takii eldeki datanı sana özel modelleyinceye kadar!!! Data, modellenerek “organik” hale getirilir.

Pisman olmadan; işletme sahibi iseniz, bir modelleme uzmanı bulun… gerekirse iki… Öğretim/eğitim üyesiyseniz modelci assistan yetiştirin, yetkin değilseniz yetkin olanlardan yardım alın…. Politikacı iseniz verdiğiniz sözün yerine getirilmesinin mümkün olup olamayacağını, söz vermeden önce bir data modelcisi ile analiz ettirin… hatta iki.. Vatandaşsanız geleceğiniz için, yani çocuklarınız için, varsaymaktan ve bilmekten çok düşünmeyi ve test etmeyi sürdürün…

Bu arada yazının başındaki resime bakıp; “… kayalardan atlayan arkadaş pişman oldu mu?” diye soracaksanız, cevabını bilmiyorum!